Stack of Books

Article

Makale

Radicalism-and-Globalism-768x432.jpg

Globalistler (Küreselciler)

7 Ekim 2020

Tüm dünyada “Globalists” olarak adlandırılan grup ilk zamanlar konuşulmaya başlandığında varlıkları bir komplo teorisi olarak düşünüldü. Şimdilerde ise artık daha açık ve net olarak sergiledikleri eylemleriyle bir komplo teorisi olmadıkları ispatlandı. Peki bu Globalistler’in amacı ne? Söylemleri ilk etapta herkese özgürlük ve eşitlik vadediyor. Fakat sorunun cevabı bu kadar basit değil.

Son on yılda daha fazla konuşulmaya başlandılar. Özellikle Donald Trump’ın Amerika Birleşik Devletleri Başkanı seçilmesinin ardından, son dört yıldır gündemden düşmez oldular. Çünkü varlıkları Başkan Trump tarafından daha fazla dile getirilir oldu. Obama döneminde Globalistler’in varlığı "komplo teorisi" olarak kabul ediliyor ve üzerinde fazla konuşulmuyordu. Bu bilgiyi kamuoyuna ifşa etmeye çalışan herkese deli gözüyle bakılıyordu. Bilderberg Grubu gibi kuruluşların resmi olarak var olmadığı ve ana akım medyanın bunlar hakkında nadiren haber yaptığı bir dönem vardı. Bir dünya ekonomisi ve tek bir dünya hükümeti gündeminin son derece gizli olduğu ve yalnızca fısıltılarla bahsedildiği dönem artık sona erdi. 

Bugün, ana akım medya Bilderberg Grubu hakkında yazılar yazılıyor ve gizlilikleri hakkında yorumlar yapılıyor. Donald Trump'ın kabinesinin üyeleri Mike Pompeo ve Jared Kushner 2019'da Bilderberg'in düzenlediği toplantıya katılarak bilgi edindiler. Trump’ı kendi taraflarına çekmeye ikna edemeyeceklerini anlayan grup sonunda Trump’a karşı savaş başlattı. Sosyal medyada, Televizyon programlarında ve haber bültenlerinde yalan haberleri servis ettiler. Trump’ın bazı konuşmalarının kayıtlarını keserek açıklamasının yanlış anlaşılmasına sebep oldular. Sosyal medya kurumları, Trump’ın paylaşımlarına kısıtlamalar dahi getirdi. Ve bu başlayan savaş her geçen gün şiddetlenerek devam etti. Seçimin yaklaştığı şu günlerde Amerika halkı her zamankinden daha endişeli ve kaygılı, kutuplaşarak bölünmeye devam ediyor.

Son yıllarda ABD dolarının tahtan indirilerek yerine yeni bir tek dünya para birimi sisteminin getirileceği konuşuldu. Globalistler, dünya için tek bir para birimi sistemini uygulayarak dijital hale getirilmesini ve yönetiminin kolay olmasını istiyorlar. IMF tarafından kontrol edilecek nakitsiz bir toplum hedefleniyor. Daha önce komplo teorisi olarak düşünülen bu fikir şimdi, finans sektöründe ve çok sayıda lider tarafından açıkça talep ediliyor. Bunların "komplo teorisi" olduğu iddiası artık geçerli değil. 

Globalistler’in özgürlük olarak başlattıkları bu hareketi artık destekleyen yüzlerce kurum ve lider mevcut. Basın yayın kurumları, sosyal medya şirketleri, önemli dernek ve vakıflar, politikanın içinde bulunan önemli kişiler özellikle Amerika’da Demokrat Partisine üye olanların büyük çoğunluğu, Hollywood dünyasından önemli oyuncular ve sanatçılar hatta bilim insanları destekleyip Globalistler’e hizmet etmektedirler. Politikadaki önemli kişilerin verdiği bu destekle Amerika Birleşik Devletleri’nde derin devlet oluşturulmuş, seçilmiş bazı başkan adayları da bu gruba yıllarca hizmet etmişlerdir. Globalist gruba hizmet ettiği düşünülen başkanlar arasında Demokrat Partiden Barack Obama, Cumhuriyet Partiden Baba George H. W. Bush ve oğlu George W. Bush ve yine Demokrat Partiden Bill Clinton olduğu bilinmektedir. Çoğu Amerikalının sevip saydığı Başkan Ronald Reagan’dan sonra Donald Trump seçilene kadar ki süreçte başkanlık yapan Bush’lar’ın, Clinton ve Obama’nın derin devlete yani Globalistler’e hizmet ettikleri bilinmektedir. Ve bu zaman zarfında büyüyerek güçlenmişlerdir. Her Demokrat Parti üyesi Globalistler’in varlığını kabullenmese de çoğu farkında ve bilinçli olarak destek olmayı sürdürmektedirler. Cumhuriyet Partisinin içinde bu sayı çok daha düşük olmasına rağmen Bush’ların dönemiyle Amerika tarihinde birçok işlenen suç ve kriz var olmuştur. Bu Clinton ve Obama dönemiyle tırmanışa geçerek tüm dünyayı etkileyecek olumsuz zarar verici kararlar alınıp, yürürlüğe konulmuştur. Globalistler’i desteklemeyen Başkanlara tarihte daha önce John F. Kennedy’e yapıldığı gibi ya suikast girişiminde bulunulmuş ya da Donald Trump’a olduğu gibi basın ve medya yoluyla yıkıma uğratacak bir savaş başlatılmıştır. 3 Kasım seçimlerinde, Demokrat Parti Başkan adayı Biden kazandığı takdirde Globalistler hedeflerine yaklaşarak ulaşmış olacaklar. Bu yüzden seçimlerde Trump’ın posta yoluyla halktan toplanan hileli pusulaları ispatlayarak kamuoyuna sunması yandaş basın tarafından saklanıp, gizlenmektedir. Demokratlar salgını bahane ederek halkı elektronik oy kullanımı yerine posta yoluyla oy kullanımına davet etmektedirler. Salgından dolayı Trump’ın halkın hayatını riske attığını savunan Demokratlar bazı şehirlerde Black Lives Matter protestolarını destekleyip, maskesiz yüzlerce kişinin bir araya gelmesinde ise bir sakınca görmemektedirler. Ayrıca Kaliforniya gibi Demokratların kalesi olan eyaletlerde oy kullanmaya giden vatandaşlardan kimlik belgesi talep edilmediği ortaya çıktı. Oy kullanan bazı kişilerin ise Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı olmadıkları veya iki kez gidip oy kullandıkları incelemeler sonucu tespit edildi. Daha birkaç gün önce New Jersey’de çöpte oy pusuları bulundu. Bazı evlere birden fazla oy pusulası gittiği tespit edildi. Ve CNN gibi birçok kanalda bu bilgiler halktan saklanmaya devam ediliyor.

Globalistler son on yılda halkı tek bir dünya ekonomisine ve nihayetinde tek bir dünya yönetimini kabul etme yönünde yalan haberlerle yönetmeye çalışmaktadırlar. İnsanların ideolojinizi desteklemelerini sağlamak için onlara sürekli yalan söylemek zorunda kalırsanız ve sonunda öyle çok yalan söylersiniz ki, söylediğiniz bu yalanlara halkı inandırmayı başarırsınız. Basın ve yayın kurumlarını da kendi hizmetinize aldığınızda bunu başarmanız çok daha kolay hale gelir.

Globalistler; finanstan paraya, üretime, toplumsal erişime ve hükümete kadar her şeyin merkezileştirilmesi gerektiğine inanıyorlar. Merkezileştirmeyi, kapitalist sistemle desteklemeleri mümkün olmadığından sosyalizm veya komünizm sistemiyle yönetimi arzuluyorlar. Sosyalizm ile yönetilen ülkelerde olduğu gibi "daha adil ve eşit" halde yönetimi savunurken gerçekte hayatın her yönü üzerinde tam kontrole sahip oldukları bir sistemi arzuluyorlar. Globalistler her şeyden çok uygarlığın, tarihin her ayrıntısına hükmederek, sosyal medya kurumlarının desteğiyle gelecek insanlığın kimliğini, sosyal yapısını tasarlamayı planlıyorlar.

Globalistler, tüm ulusal sınırları ve egemenliği silmek ve tek bir elit bürokrasi (oligarşi), tek bir dünya imparatorluğu yaratmak istiyorlar. Bu sistem, "demokrasi" yanılsamasıyla, halkın katılımını sağlayarak son derece doğal bir gelişmeymiş gibi gösteriliyor. Amerika karşıtı radikal gruplar gerçekleştirilen protestolarda halkın arasına karışarak korku ve kaos atmosferi yaratmaya çalışıyorlar. Ne de olsa mutlu mesut yaşanan bir kapitalist sisteminden riskli ve özgürlüğü kısıtlayıcı bir sosyalizm anlayışına kimsenin geçmek istemeyeceği ortada.

Bilim dünyası küresel ısınma konusunda ikiye ayrılıyor. Bilim insanların bir kısmı iklim değişikliğini insan eliyle yıkıma uğratma olarak değerlendirip bu konuda kurulan dernek ve vakıflara ciddi para akıtılması konusunda büyük destekler sağlarken, bazı bilim insanları ise geçmiş yüz yıllarda iklim istatistiklerini önümüze koyarak dünyanın uzunca bir süre buzul çağında kaldığını yine uzunca bir süre kuraklık ve sıcaklık ile baş ettiğini bizlere hatırlatıyorlar. İklim değişikliğini kabul eden Cumhuriyet Parti yetkilileri, nedenini ve bu konuda yapılacakları sorgulayıp konuşurken, mevcut iklim değişikliğine insanın tesir etmediğini kabul ediyorlar. Bu yüzden bazı bilim insanları bu küresel iklim değişikliği senaryosunu desteklemeyip çevre kirliliğinin ciddiye alınması gerektiğini savunuyorlar. Dünyada çevre kirliliğine sebep olan en önemli iki ülkenin, Çin ve Hindistan olduğu biliniyor. Bu iki ülke çöplerini hala denize atmaya devam ediyorlar. Nedense küresel iklim değişikliğini savunun kurumlar, politikacılar, liderler Çin ve Hindistan gibi ülkelere yaptırım uygulama konusunu konuşmayı akıllarına dahi getirmiyorlar.  Sahte çevrecilik ve dolandırıcı küresel ısınma "bilimi" ile evimizde ne kadar elektrik kullanabileceğimize kadar, her şey üzerinde kontrol talep etmek için Globalistler tarafından istismar ediliyorlar.

Globalistler’in savunduğu diğer bir konu da Öjenik kavramıdır. Öjenik, ilk kullanımı Eflatun'a kadar gitse de modern anlamıyla ilk olarak Sir Francis Galton tarafından ortaya atılmış, sağlıksız ceninleri ayırıp, sağlıklı ceninler yetiştirmenin yollarını arayan, bilimselliği tartışmalı bir toplumsal akım veya toplumsal felsefedir. Globalistler, genetiğin kontrol edilmesi ve düzenlenmesi gerektiğine inanıyorlar. İnsanların kısırlaştırılması ve zayıfların yok edilmesi gerektiği inancını benimsiyorlar. Ayrıca kadının özgürlüğü adına kürtajın bebek kaç aylık olursa olsun yapılabileceğini savunan eyaletler ve onayladıkları yasalar bulunuyor.

Modern öjenik hareketi, Rockefeller Vakfı tarafından 1900'lerin başında Amerika'da başlatıldı ve onlarca yıldır meşru bir bilimsel çaba olarak görüldü. Öjenik, okullarda öğretildi. Kaliforniya gibi bazı eyaletler Öjenik yasasını kabul etti. Sistem 1930'larda vahşetin yaşanmaya başladığı Almanya'ya transfer edildi. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra halk öjenik ve nüfus kontrolü fikrine karşı bir hoşnutsuzluk geliştirdi, ancak çevrecilik kisvesi altında, “Dünyayı kurtarmak” adına nüfus azaltımı bir kez daha ana akım medyasında, Globalistler’in gündeminde sıkça yer almaya başladı.

 

Globalistler tek bir dünya imparatorluğu ile insanları yönetmeyi amaçlarken, tarihimizi, farklı kültürlerimizi, değerlerimizi, inançlarımızı silmek istiyorlar. Milli bayramların kutlanmasını, bir ülke bayrağı altında toplanacak halkı, kiliselere, sinagoglara veya camilere giden inananları kesinlikle istemiyorlar. Bireysel özgürlüğünüze değer veriyorsanız, tarihi okuyun, dinlediğiniz, izlediğiniz haberin doğruluğunu araştırın. Kültürünüze, değerlerinize sahip çıkın. Medyanın sizi yönlendirmesine izin vermeyin.

© 2023 by julia Ortay. Proudly created with Wix.com

 

Julia Ortay