Writings

Noel & Yeni Yıl

6 Aralık 2017

Bir ülkede bir dine mensup kişilerin fazla olması, herkesin o dine inanacağı anlamına gelmez. Evet doğru, ağaç süslemeleri ve Noel Baba figürü Hırıstiyan toplumuna aittir. Aralık ayınını 25'i isa'nın doğumu olarak kutlanır. Ve Hrırıstiyanlar kiliselere gidip dualar ederler. Noel günü Incil'de yer almaz. Incil'de ne ağaç süslerinden, ne de Noel Baba'dan bahsedilir. Bu tamamen zamanla kültürel oluşmuş bir kutlama türüdür. Hırıstiyanların ilk üç yüz yılda Noel kutlamalarına rastlanmamıştır. Müslüman ve Yahudilerin kutladığı dini bayramlar din kitaplarında yer alırken, Noel Incil'de yer almamaktadır.
Bir insanı sırf Türkiye'de yaşıyor ve Turkce konusuyor diye muhakkak Müslüman olacağını düşünmek yanlış olur. Amerika'da yaşayan herkes birbirini Hırıstiyan zannedip ona göre tavır gösterseydi ortalık savaş alanına dönerdi. Dindar insanların sorularını anlayabiliyorum. Üstelik onları anladığımı kitabımda da yazmıştım. Nasıl ki bir Yahudi Noel ağacı kurmaz ve sadece kendi dini bayramını kutlarsa, bir Müslumanın da ağaç kurmasını yadırgıyorlar sanırım. Ama unuttukları birşey var, herkes Musluman olmayabilir. Veya Noel amaçlı değil sadece kültürel bir örnekleme sergiliyor olabilir. Ağaç süsleme ve Noel Baba dediğim gibi dini bir uygulama degil tamamen kültürel bir oluşumdur. 
Noel Baba'nın hikayesini merak edenler bir önceki paylaşımımda okuyabilir. Nasıl ki bazı büyük düşünürlerin hayatları, yazdıkları bize örnek oluyorsa, tıpkı Mevlana gibi, Saint Nicholas'ın da (Noel Baba) insanlara yaptığı iylikler örnek olmuştur. Ben agnostik bir inanca sahip olduğum için, her kültürde sadece en güzelini, en iyisini kendime ornek almaya çalışıyorum.
Ağaç süsleyenleri taşlamaya kalkarsanız, geçen yılbaşı gecesi Reina Istanbul'da insanları katleden zihniyetten hiçbir farkınız kalmaz bilesiniz.

1 / 8

Please reload

Ruh

21 Kasım 2016​

Ruh beslenmek ister. Ruhu ne ile beslersen etrafına yaydığın enerjiyle birlikte ya ışık saçarsın, ya da etrafını karanlığa boyarsın. Bu dünyayı yeni keşfeden ruhların doyumsuzluğu öyle fazladır ki, hem kendileriyle hem çevreleriyle sürekli ilgilenmekten ruhlarını beslemeyi unuttukları dahi olur. Hatta herşeyi yeni görüp, öğrenmeyi keşfeden bebekler gibidirler. Kazandıkları para, dostları tarafından sunulan sevgi, yaşadıkları cinsellik bir türlü onları tatmin etmez sürekli daha fazlasını isterler... doğruyu yanlışı ayırt edemeyen bu ruhlar aklınıza gelebilecek en korkunç olayları dahi deneyim edinmekten geri durmazlar. Ve kendilerine söylenen herşeyi sorgulamadan, araştırmadan inanmayı uygun görürler.

Evlat​

21 Ağustos 2016​

Kızım için sadece evlat tanımlamasını yapmak büyük haksızlık olur. 24 yaşında anne olduğumda, gelecekte kendim için en iyi gönül yoldaşımı dünyayı getirdiğimden habersizdim. Sanırım en doğru tanımlama gönlümün yarısı veya gönül yoldaşım olurdu... Ufaklığında bile üzüldüğümü gördüğünde yanıma gelir hiç konuşmadan saçlarımı okşardı. Kelimelerle arası çok iyi olmadığı için ve tam bir Oğlak olduğundan olsa gerek her zaman gözleriyle bakışlarıyla duygularını ifade etmeye çalıştı. Bu gece evde beraber son gecemiz. Yarın üniversitenin yurduna taşınıyor. Ve insanlık için önemli olabilecek en önemli yolda, bilim dünyasına adımını atıyor. Hüzünlüyüm ama gururluyum, mutluyum... Gönlümün yarısını bilimin aydınlık saçan ışığına emanet ediyorum.
Kızımın Türkiye'de yaşayan ve hala görüştüğü ilk öğretim yıllarındaki okul arkadaşlarından duyuyorum ki, bazılarının ailesi üniversite tercihlerinde il dışını seçmelerine gönül rızası göstermemişler... Ben ise bırakın başka bir kente, uzaya başka gezegenlere gidebilme isteğine karşı gelmiş değilim. Sevgi, evladınızın dizinizin dibinde olup sizin seçimlerinizle yön bulacak bir kavram değildir. Kızımı doğurduğum andan itibaren her zaman onu başlı başına bir birey, farklı bir karakter olarak görmeyi tercih ettim. Kendimde beğenmediğim kötü huylarımı almamasına özen gösterdim. Fakat sabırsızlığı bana benzedi sanırım. Bir de okuma aşkı ve en önemlisi her şeyi sorgulayan aydın yönü... Çocuklarınıza elbet doğruyu yanlışı öğretin fakat kendi istediğiniz mesleği, kendi inandığınız dini veya dünya görüşünüzü benimsetme fikrinde asla ısrarcı olmayın. Bilgiyi verin ve bırakın kendi düşünsün, kendi karar versin.

OkuyanAdam​

Nisan 2015​

Çok okuyan bir adamla tanıştım bir gün. Kitaplardan, yazarlardan konuştukça büyülendim. O anlattı ben bıkmadan dinledim. Sanat, siyaset, klasikler, bilim, tarih en çok konuşmaktan keyif aldığımız konulardı. Ve zamanla bu okuyan adam benim en iyi arkadaşım oldu. Ruhum, zihnim onun soran, sorgulayan ve eğiten zihniyle beslenmeye başladı. Ve aydınlanan her bir parçam onunla beraber heyecan ve coşkuyla beyaza boyandı. Okunanlar, yazılanlar sayfalar dolusu biriktikçe, ruhlarımız aynı dili konuştukça arkadaşlık aşka dönüştü. Farkettim ki, okuyan adam; ince, zarif, sadık ve dürüst. Okuyan adam etrafını aydınlatıyor. Ve en önemlisi okuduklarını sorgulayan adam sizi anlayana kadar dinliyor. Sevgisi için emek harcıyor, sabır gösteriyor. İşte, ruhunuza bu denli ışık saçacak bir adam ile karşılaşırsanız, doğru adamı buldunuz demektir... 

Aile​

Kasım 2016

Bizimki, sıcak bir evin öyküsü... renklerin sıcacık içimizi ısıttığı, kitapların raflarda beklemeyip sürekli okunduğu, evi boydan boya koşturan patilere, "her gün yapmayın" diye seslenen bir annenin, "parasız yaşanmaz" deyip günde sekiz saatten fazla çalışan bir babanın, okuduklarıyla yetinmeyip, evren ve yıldızlar hakkında daha çok şey öğrenmek isteyen, astronomy bilim okumayı tercih eden, evin en parlak beyni olarak tarihe geçip bizi sevindiren müthiş bir evladın yaşadığı, kendisini cool ilan edip, fotoğraf çektirmeyi red eden beyaz patileriyle Snowy adı verilen tontiş bir erkek patinin, gözlerindeki duygusal ışıltısıyla Lucy isminin kendisine uygun görüldüğü, güzelliğiyle komşu delikanlılarının başını döndüren, evin sevişkeni ünvanıyla dişi bir patinin ve "annemin minik sevgilisi Romeo'yum" ben diyerek evde mır mır dolaşan bir erkek güzeli patinin yaşadığı renkli bir yuva bizimki.
Elbette fotoğraftaki ev gibi büyük bir ev değil bizimki. Hatta üç patili çocuğu düşünürsek minik bir yuva olduğunu bile söyleyebiliriz. Mobilyalar ise Amerika'ya taşındığımızdan beri yaklaşık yedi yıldır kullandığımız eşyalar. Fakat eşyaların, evin büyüklüğünün pek bir önemi yok, yeter ki sevgi olsun, sağlık olsun... çünkü hayat ve getirdiği bonus sorunlar yeterince ağır. Aile, illa ki karı koca ve çocuklarla oluşması gereken birşey değil. Yalnız olabilirsiniz. Ama evinize bir patili evlat edinmeniz sizi bir aile yapacaktır. Havaların soğmaya başladığı şu günlerde, sokaklarda başı boş dolaşan, her gün yeni doğum yapan kedi ve köpekler çoğunlukta. Yaşadığın ülkenin şartlarını, sokaklarını düşünürsek hepsinin sıcak bir yuvaya, vicdanlı bir kalbe ihtiyacı var. Yalnızsan sana aile olacak bir patiyi evlat edinebilir veya ailene yeni bir bireyi ekleyebilirsin. Bu yıl bitmeden, kış kapıdayken evini renklendirme ve ısıtma vaktidir belki...

This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now